Ana içeriğe atla

Yayınlar

Roma Seyahati (1. Bölüm)

  MERHABA; 2014 yılında gerçekleştirdiğim İtalya seyahatimde çektiğim görüntüler, aslında kendime anı olması içindi fakat şuanda içinde bulunduğumuz Covid-19 Salgını dolayısıyla seyahatlere de pek çok kısıtlama getirildi ve bir süre yurtdışı gezileri mümkün görünmüyor, bu durumda bende geçmiş güzel günleri sizinle paylaşarak belki de gelecekte yapacağınız seyahatlere, ilham vermek istediğim için bir seyahat vlog serisi hazırlamaya karar verdim. İlk Bölüm Roma'yı umarım beğenirsiniz, kanalıma abone olmayı unutmayın, iyi seyirler...
Son yayınlar

Balık ve Kedi

İran filmlerine ilgim geçen yıl Mimar Sinan Güzel Sanatlar Fakültesi'nde düzenlenen İran Filmleri Haftası'ndan sonra başladı. Festival'de Ruhullah Hicazi'nin Bulutların Üstünde filmi kafamdaki İran sinemasından çok farklıydı ve başka filmler seyretmem için bende ilgi uyandırdı. 13. Uluslararası Bağımsız Filmler Festivali, !F İstanbul da İranlı yönetmen Shahram Mokri'nin siyasi olmayan gerilim türündeki filmi Balık ve Kedi'yi (Mahi& Gorbeh) gördüğümde ise mutlaka seyretmeliyim dedim. Dün hem filmi seyrettim hem de sürpriz olarak yönetmeni Shahram Mokri de oradaydı ve filmden sonra kısa bir söyleşi gerçekleştirdi. Balık ve Kedi filminin konusu !F İstanbul'un sitesinde şu şekilde yer almakta "Kamp yapmaya giden bir grup üniversite öğrencisinin, yakınlardaki restoranda insan eti servis edildiğini öğrendiği gerçek bir olaydan yola çıkan film…" Film 134 dakika ve tek bir plandan oluşuyor. Filmin imdb puanı 8,4. Filmde karakterler arası geç

Kafamın içinde özgür değilim, zincir benim beynimde…

28 Ekim 2013 Perşembe günü İstanbul Üniversitesi’nde Melih Arat’ın konuşmacı olduğu bir kariyer eğitimi gerçekleşti. Etkinliği düzenleyen üniversitenin Kariyer Geliştirme Uygulama ve Araştırma Merkezi (KAGEM). Etkinliğin konusu Sıra Dışı İş ve Yönetim Becerileri. Etkinliği kaçıranlar üzülmesin ve okumaya başlasın! Melih Arat konuşmasından önce dikkatleri toplamak için ufak bir test yaptı. Herkese A4 kağıdı dağıttı ve iki yerden kopartmadan yırtmamızı; daha sonra kenarlarından yırttığımız o iki parçayı aynı anda çekerek üç ayrı parçaya ayırmamızı istedi. Maalesef ki başarabilen olmadı. Oysa testi çocuklarla yaptığında farklı şekillerde bunu başardıklarını söyledi. Moraliniz bozulmasın çünkü bu durum zamanla körelttiğiniz farklı çözümler üretme kabiliyetiniz ve buna sebep eğitim-öğretim sistemimizden kaynaklanmaktadır. Çünkü “ Kafamızın içinde özgür değiliz, zincir bizim beynimizde… ” ama biz bunu fark etmiyoruz. Bu yüzden yapamazsanız çözümü öğrendiğinizde üzülmey

Tüketmemeye Direnin

İstanbul   Shopping Fest   2013 08 – 30 Haziran tarihlerinde Alışveriş Merkezlerinin daha geç kapatılmasına neden olacak festival başlıyor. Gezi Parkı’nda AVM istemiyoruz diye yükselen seslerin arasından bir haykırış da AVM mağazalarında çalışanlardan gelse nasıl olur? Her yıl çoğalan alışveriş merkezlerinin pek çok insana da istihdam kapısı olduğunu göz ardı etmek haksızlık olur. Artı hepimiz içinde çeşit çeşit mağazalarıyla pek çok hizmeti barındıran bu yapılarda vakit geçirmeyi seviyoruz. Aksini iddaa etmek yalancılık olur. Fakat bu sistemdeki yanlışlıkları görmezden gelmeyi gerektirmez. Onlar; haftasonu izin kullanamazlar, resmi tatil ve bayramlarda çalışırlar (çünkü her türlü kurum kapalıdır ancak AVM’ler kapatılmaz), çalışanlardan esnek çalışma saati beklenir (bu da 12 saat ayakta durmak demektir), sayım yapan mağazalarda siz dışarıda söylenirken içeride iki gündür dışarı çıkamamış insanlar vardır gibi… Tüketimi çılgınlığa dönüştürmenin ekonomiye katkısı

Manen Kadın Olmak

Osmanlı Dönemi  Kadın Hakları Tartışmaları Yıl 1912 Fatma Nesibe Hanım 300 kadın dinleyici önünde konuşuyor: -Ah, evet diyorlar ki: ”Kadınlar hangi haktan bahsediyor? Hakları varsa hilkatten istesinler (yaradılış)! Ondan şikayet etsinler... Onları manen, maddeten zaif 1 ve kabiliyetsiz yaradan biz değiliz a!.. Kuvvetin zaife galebesi 2 ! Bu pek tabiidir. Ve muvazene 3 , kainatın en büyük kanunudur.” Fakat aldanıyorlar, sizi temin ederim ki aldanıyorlar, hanımlar! “Maddeten...” kaydına itiraf edelim, inanmaya mecburuz. Bu böyle! Ah, şu zaif kollarımda kuvvet olsaydı. Hilkat bana demir pençe, sert bir kalp verseydi, yapacağım ilk iş, birçok erkeğin kafasını paralamak olacaktı!... Fakat “manen” bunu kabul edemeyiz hanımlar... (Kaynak Aynur Demirdilek Araştırmasından) * Yazıma bir alıntı ile başlamak istedim. Çünkü zaman değişir ama kadınlara bakış açısı değişmez diyorum.  Aradan 100 yılı bırak artı 1 yıl daha geçmiş sizce kadınların aciz ve kabiliyetsiz görülmesinin önüne

Komünist Sosyal Medya

Gündeme göz attığımda Cumhurbaşkanı’mızın Sosyal Medya Uzmanları ile düzenlediği toplantı sıcaklığını korurken sanırım yazımın konusunu bunun üzerine oluşturabilirim. SOSYAL MEDYA NEDİR? Klasik Medya’nın halk ayağına düşmesine “ Sosyal Medya ” denir. Çok keskin bir tanım olduğunun farkındayım. Çünkü; klasik medya burjuvadır, sosyal medya ise komünisttir diyorum. Bu zamana gelmeden evvel, hepimiz haber alma aracı olarak önce yazılı basını (gazete, dergi vb.)  sonra görsel basını (radyo ve televizyon) kullandık. Fakat internetin icadı ile birlikte değişen dünya 2006 yılında kurulan “ Sosyal Mecralar ” ile haberleşmeye yeni bir boyut kazandırdı. Klasik Medya; sahipleri olan ve amaçları doğrultusunda haberleri sizin görmek istediklerinize göre değil onların sizin bilmenizi istediği kadarıyla ileten araçlar oldu. Sosyal Medya ise insanların kendi gündemlerini belirledikleri hatta klasik medyayı dahi şekillendirmeye başladıkları bir platform meydana ge